18 Ocak 2012 Çarşamba

Pirpirim Aşı

300 gr. Az yağlı kıyma veya küp doğranmış parça et

150 gr. Kurutulmuş pirpirim (yabani semiz otu)

1 su bardağı lolaz (börülce)

2 adet kuru soğan

1 su bardağı siyah mercimek

1,5 su bardağı nohut

1 su bardağı pilavlık bulgur

1 küçük baş sarımsak

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

Limon suyu veya sumak ekşisi

1 yemek kaşığı nane

½ su bardağı zeytinyağı

1 yemek kaşığı pul biber

3-4 adet kurutulmuş kırmızı biber

Pirpirimi ayıklayın, haşlayın. Haşlandıktan sonra suyunu süzün, soğuk suda bekletin. Kurutulmuş biberi ıslayın. Nohutu, lolazı ve mercimeği ayrı ayrı haşlayın. Eti yağın yarısı ile kavurun, küçük doğranmış soğanları ekleyin. Soğanlar solunca salçaları ilave edin. Üzerini 4-5 parmak geçinceye kadar su ekleyin, kaynamaya bırakın. Pirpirimlerin suyunu süzüp, durulayıp, tencereye boşaltın. 5-10 dk. kaynatın. Üzerine nohut, lolaz ve mercimeği ekleyin. Biraz pişince bulguru, kurutulmuş biberi, sarımsak, ekşi ve tuzu ekleyip, suyu az ise sıcak su ilave edin. Koyu bir çorba kıvamında olmalıdır. Yağı kızdırıp, kırmızı biber ve nane attıktan sonra yemeğin üstüne gezdirin.

GDO'lu ürün nedir, ne değildir?

Mevsiminde tüketmek, yani ürünün bize doğasının emrettiği zamanda gelmesine izin vermek; bizim de, doğanın da lehine olan bir durum. Bir ürün uygun toprağı, ısıyı, suyu, doğru zamanda bulup yetiştiğinde, vücudumuz için daha sağlıklı ve lezzet olarak daha üstün olur. Ekim ayında yürürlüğe giren, genetiği değiştirilmiş organizmaların ithalatına ve üretimine imkan veren yönetmelik; her şeyi, her mevsimde, her koşulda, dinlenme ve havalanma fırsatı bulmayan yorgun toprakta, tarım ilacına dayanıklı tohumlarla üretmenin kolaylığını cazip bulan üreticileri harekete geçirecektir. Genetiğiyle oynanmış tohum ekerek, aynı tarlada daha az işçiyle, her dönemde ve ardarda ürün almak mümkün. Dolayısıyla doğal üründen daha düşük fiyata ama aynı işlevi gören bir ürünü piyasaya sürebiliyorsunuz. Soya, kanola, mısır, pamuk ve hala çalışmaların sürdüğü patates, karpuz, domates, çilek, ananas gibi ürünlerin tohumları başka bir organizmanın genini eklemek yoluyla kendi karakterinde olmayan özellikler taşıyan başka ürünler haline geliyorlar. Daha dayanıklı, daha az su isteyen, vermesi beklenenden daha çok yağ veren bu ürünlerin canlılar üstünde olumsuz etkilerinin olması kaçınılmaz.

Topraklarımızın çeşitliliğini gösteren, kültürümüzü zenginleştiren ürünlerimizi gelecek nesillerin de görebilmesi için uyanık olmalıyız. GDO'lu üretime izin veren sistem yüzünden orta ve uzun vadede doğal malzemelere ulaşmak için ya bir servet harcayacaksınız ya da vazgeçeceksiniz. Doğal malzeme kullanmak, yerel reçeteleri deneme imkanı bulmak artık bir lüks olacak.

Bu sistemin açlığa karşı geliştirildiği söyleniyor, fakat biraz araştırmayı derinleştirdikçe tüketim toplumundan beslendiğini ve temel motivasyonunun karlılık olduğu anlamak zor değil. GDO'lu tohumları geliştiren ve her yıl "yeniden" GDO'ya onay vermiş ülkelere satan şirketler dünyada tekel durumundalar. Ürünü kimlerin ürettiğini ve hedef pazarın kimler olduğunu bilmek GDO'nun masumiyetini tartışırken göz önüne alınması gereken bir durum.

Bu sistem 90'lı yıllarda geliştirildi ve piyasaya sürüldü. Yapılan araştırmaların sonuçları gösteriyor ki, sürekli bu tohumlarla beslenildiğinde antibiyotiğe tepkisizlik, kısırlık, alerji, organ yetmezliği görülebiliyor. Çocuk mamalarında kullanılması yasak.

Ne yapmalı?

Raf ömrünün normalden uzun olması, ürünün beklenenden ucuz olması sizi kuşkulandırsın. Açıkta kaldığında bile 15 gün bozulmayan ve emsallerinden ucuz bir baklava gerçekten olabilir mi? Eğer doğal şeker yerine mısır şurubuyla tatlandırılmışsa bu mümkün. Tükettiğiniz gıdaların raf ömrü uzunsa, açıkta kaldığı halde uzun süre tazeliğini koruyorsa katkı maddesi içeriyor demektir.O yüzden alışveriş yaptığınız fırını, kasabı, marketi, şarküteriyi, pastaneyi araştırın, sorgulayın.

Tükettiğimiz ürünlerin içeriklerini mutlaka okuyalım. Gıda endüstrisi ve politikacılar bizim gıdanın içeriğini bilmemizi istemiyorlar. Çünkü, bilirsek tüketmeyeceğimizi biliyorlar. İçinde soya ve mısır içeriği olan ürünleri tüketmeyelim. Eğer içinde glikoz şurubu varsa bunun mısır glikozu olup olmadığını araştıralım. Bu hazır ve pratik pek çok üründen vazgeçmek anlamına geliyor.

Şüphelendiğimiz ürünler için tüketici hatlarını arayalım.

Doğal ve yerel malzemeleri kullandığından emin olduğumuz tedarikçileri destekleyelim, ayakta kalmalarını ve rekabet gücünü kaybetmemelerini sağlayalım. Ülkemizde yetişen sebzenin, meyvenin, yabani otun, peynirin, tereyağının, kaymağın, kuruyemişin, pekmezin değerini bilelim.

Çeşitliliği yok eden ve birbirinin aynısı ürünleri üretmeye ve tüketmeye teşvik eden sistem karşısında doğal zenginliklerimize, çeşitliliğimize sahip çıkalım.

Tüketici, üretici ve satıcıların sadece müşterisi değildir, aynı zamanda ortağıdır da... Bu yüzden tükettiğimiz gıdaların hangi süreçlerden geçtiğinden, içeriğinden, ne kadar temiz bir ortamda üretildiğinden, üretim sırasında doğaya zarar verilip verilmediğinden, dürüst ve adil bir fiyatla satıldığından emin olmaya çalışalım.

Alaca Çorba

3 su bardağı dövme (aşurelik buğday)

1 su bardağı nohut

¾ su bardağı mercimek

5 adet kuru kırmızı biber

Tarhın

Tuz, zeytinyağı,

5 adet soğan

1 kaşık domates salçası

1 kaşık biber salçası

Geceden ıslatılan dövme ve nohut, bol su ile kaynamaya bırakılır. Yüzeye çıkan köpükler alınır. Mercimeğin suyu siyah olacağı için ayrı bir tencerede pişirilir. Boyuna, uzun ve ince şeritler halinde doğranan soğan, salça, suyu süzülmüş olarak mercimek, kırılmış kuru biber, kuru tarhın; nohut ve dövmeye eklenir. Tüm malzemeler yumuşayıp piştikten sonra ocaktan alınır. Kırmızı biber ve karabiberle ısıtılmış yağ çorbanın üzerine gezdirilir.

Medeniyet ve Yemek

“Terakki ve medeniyet yemekle başlamış, yemekle aynı derecede ileri gitmiştir.
Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al, dedikleri gibi ‘Yemeğine bak, adamını al’ demek de kabildir ve
böyle demekle çok doğru ve çok irfanlı bir söz söylenmiş olur.
Vahşiler medeniyetin kapısına gıdalarını pişirmeye başladıkları gün yanaşmışlar ve
haşlamasını icat ettikleri gün de içeri ilk adımlarını atmışlardır.
Terakki kaynar su ile başlar ve ilk çorba ilk insanların ilk büyük icadını,
medeniyetin ilk delilini teşkil eder.''

Refik Halid KARAY, Ago Paşa'nın Hatıraları

Çiğ Köfte

300-400 gr. et (Et taze, yağsız (0 yağ) ve koyun eti olmalı. Güvenilir ve iyi bir kasaptan temin edilmeli. Yeşillikler de iyi yıkanırsa, evde yapılmış çiğ köftenin sağlık için bir tehdit oluşturması beklenmez.)

Domates salçası (3 kaşık, +/- 1 kaşık)
Biber salçası (3 kaşık, +/- 1 kaşık)
Pul biber (2 kaşık, +/- 1 kaşık)
Karabiber (2 tatlı kaşığı, +/- 1 kaşık)
Çiğ köfte baharatı (2 tatlı kaşığı, +/- 1 kaşık)

Kimyon (2 tatlı kaşığı)
Tuz
Kabuğu ile dilimlenmiş 1 limon (önce ikiye, sonra 4'e kesilmiş)
1 kuru soğan, ince doğranmış veya rende
2-3 diş kuru sarmısak, ince doğranmış

Öncelikle bu malzemeler iyice karıştırılır, bütünleştirilir, bir tarafa toplanır ve aynı hacimde bulgur (köftelik) eklenir.

Bulguru ekledikten sonra köfte yoğurulmaya başlanır.

Yoğururken aralıklı olarak yarım çay bardağı su eklenir.

Bulgur tamamen yumuşayınca ince kıyılmış taze soğan, sarımsak eklenir.

Biraz yoğurulduktan sonra zeytinyağı ilave edilir, yoğurulur.

En son ince kıyılmış maydanoz eklenir.

Servisten önce limonları çıkarmayı unutmayın.

Süzek Yapması

400 gr. Az yağlı koyun kıyması

3 su bardağı pilavlık bulgur

1 adet büyük kuru soğan

1 küçük baş sarımsak

2 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı karabiber

1 yemek kaşığı pul biber

Tuz

Yoğurmak için uygun büyüklükte bir tepside (köfte leğençesi) kıyma, ince doğranmış soğan, sarımsak, tuz, salça, karabiber ve pul biber karıştırılır. Bulgur ilave edilir ve yoğurulur. Bir tencereye su konulup, kaynamaya bırakılır. Köfteden ceviz büyüklüğünde parçalar alınır, avuç içinde yuvarlanır, hafif bastırılır.

Tencereye uygun büyüklükte metal (bakır olursa iyi olur) bir süzeğe yapmalar dizilir. Süzek kaynayan tencerenin üstüne oturtulur, üzeri kapakla kapatılır. Suyun süzeğe değmemesine dikkat edilir. Köfteler su buharında pişirilir. Pişen köfteler şekli bozulmadan servis tabağına alınır veya süzekle servis yapılır. Kelle, yoğurtlu çorba veya şirinli çorba ile ikram edilir.

Ekşili Ufak Köfte

Köftesi

2,5 su bardağı simit (köftelik bulgur)

300 gr. Yağsız kıyma (kıyma makinası kullanılacaksa yağsız parça et veya tavuk göğsü de olabilir)

1 adet orta boy soğan

2 yemek kaşığı pul biber

Yarım su bardağı ıslatılmış irmik

1 adet yumurta

1 tatlı kaşığı karabiber

Tuz

Yemeği

500 gr. az yağlı kuşbaşı veya kemikli et

1 su bardağı nohut

1 yemek kaşığı biber salçası

1 yemek kaşığı domates salçası

1 adet orta boy soğan

1 limonun suyu veya sumak ekşisi

1 yemek kaşığı nane

Yarım su bardağı zeytinyağı veya

2 yemek kaşığı sade yağ

Köftenin hazırlanışı

Simit, kıyma, pul biber, ince kıyılmış soğan, tuz, 1 yumurta, karabiber, irmik yoğrulur. Eller ara sıra ıslatılarak yoğurma kolaylaştırılır. Köfte yoğurmakta zorlananlar kıyma makinası yardımıyla hazırlayabilirler. Köfte iyice birleşince üzeri nemli bir bezle örtülür. Nohuttan biraz büyük parçalar koparılıp avuç içinde yuvarlanır, süzgece konur. Yuvarlama işlemi bitince süzgeç, yeterince su ve 1 kaşık tuz eklenmiş tencerenin üstüne oturtulur, kapağı kapatılır. Buharda 15-20 dk pişirilir. Su süzeğe değmemelidir. Ara sıra süzek sallanarak köftelerin hareket etmesi, yapışmaması sağlanır.

Yemeğin hazırlanışı

Köfteye başlanmadan et yeterince suyla pişirilmeye başlanır. Kaynayınca köpüğü alınır. Geceden ıslatılmış nohut, ince doğranmış soğan, salça, tuz eklenerek pişirilir. Et pişince ekşi eklenir, 5-10 dk. kaynatılır. Buharda pişmiş köfteler yemeğe atılır, bir iki taşım kaynatılır. Köfte yumuşaksa kaynamaması gerekir, dağılabilir. Hatta tabaklara köfte konulup üzerine yemek eklenebilir. Zeytinyağı veya sade yağ kızdırılıp, içine nane ve pul biber atılır, yemeğin üzerine gezdirilir. (Salça acıysa pul biber eklenmeyebilir.)

Simit Aşı

1 su bardağı köftelik bulgur (simit)

150 gr. Kıyma

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

2-3 adet kuru soğan

1 çay bardağı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı pul biber

Karabiber, tuz

Kıymayı kavurup, yağını bırakınca ince doğranmış 1 soğanı ekleyin. Soğanlar solunca salçayı, suyu ve tuzu ilave edip, kaynatın. (Mevsiminde ince doğranmış yeşil biber, salça yerine domates eklenebilir. ) Simiti ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin. Kıvamı pilavdan sulu olmalıdır. Gerekirse sıcak su ilave edin. Diğer tarafta ince doğranmış soğanı, yağda pembeleştirin, pul biberi atın. Pişmiş aşın üstüne karabiber serpip soğanlı, biberli yağı gezdirin. Turşu, tere, turp ile servis yapılır.

İçli köfte

Köftesi

500 gr. Yağsız kıyma

7 bardak simit

Yarım su bardağı irmik

1 yemek kaşığı pul biber

1 yumurta

2-3 adet soğan

Tuz

Karabiber

İçi

1 kg az yağlı kıyma

750 gr. Soğan

Tuz

Karabiber

Pul biber

İstenirse az miktarda salça

Kıyılmış ceviz içi

İçin hazırlanışı

Soğanlar ince ince doğranır. (İçli köftenin belki de en zor kısmı bu soğan kıyma işlemi. Robot, rende gibi çözümler önerilmez, çünkü soğan sulanır. İstediğimiz kuru bir iç hazırlamak. Doğramaya üşenip, soğan miktarını azaltmak lezzeti bozar. Bu köftenin sırrı soğanında. Hatta 1 kg. kıymaya, 1 kg soğan bile konulabilir.) Kıyma kavrulur, gerekirse sıvı yağ eklenir. Et suyunu çekince soğanlar eklenir. Soğanlar pembeleşince salça, pul biber, karabiber, tuz, ceviz içi eklenir. 2-3 dk karıştırılıp, soğumaya bırakılır. Soğuyunca köftenin içine sığacak büyüklükte sıkılıp hazırlanır. Bir gece önce için hazırlanması ve derin dondurucuda dondurulması yaparken kolaylık sağlar. Böylece, donmuş köfte içi bütün halde parçalanmadan yerleştirilebilir.

Hamurun hazırlanışı

İrmik su ile ıslatılır, soğanlar soyulur. Yumurta dışında bütün malzemeler karıştırılır, kıyma makinasından 2 kere çekilir. Çekerken zorlanılırsa su serpin. Yumurta eklenir, iyice bütünleşinceye kadar yoğrulur. Yumurta büyüklüğünde parçalar alınır, oyulur, iç yerleştirilir ve eller ıslatılarak kapatılır. Elle oyulamıyorsa içli köfte aparatı kullanılarak makine yardımıyla yapılır. Köftenin yeterince ince olması, kızartırken çatlamayacak kadar da kapatıcı olması gerekir.

Köfteler, bol ve kızgın yağda kızartılır. Yağ çok kızgın olursa köfte yağı çekmez. Ayrıca kızarırken köftelerin birbirine dokunmamasına dikkat edin. Birbirlerine yapışırlarsa, çatlayabilirler. En iyisi bir kerede az sayıda köfte kızartmak. Her aşaması zahmetli olduğundan en son kızartma aşamasında tembellik yapılmayıp, sabırlı davranılmalı. Fritöz kullanılabilir ama yine de başında beklemek lazım. Her tarafının eşit kızarması ve yavaş yavaş çevrilerek kızartılması gerekir. Kızartılan köfteler kağıt havlunun üzerine alınır, sıcak servis yapılır.

Yağlı köfte

6 çay bardağı simit

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

1 adet kuru soğan

4-5 diş sarımsak

Karabiber

Tuz

Zeytinyağı, tereyağı veya sadeyağ

Mevsiminde 2 domates

Soğan ve sarımsak ince doğranır. Karabiber, tuz, salça ile karıştırılır. Simit eklenir yoğrulur. Ara sıra su alınarak yumuşatılır. İyice bütünleşen köfteye yağ ilave edilir, biraz daha yoğrulur. Sıkımlanır, salata, ayran, turşu ile servis yapılır.